İş Yeri Kiralarında 01.07.2020 Tarihinde Yürürlüğe Giren Değişiklikler

Ana Sayfa » Blog » İş Yeri Kiralarında 01.07.2020 Tarihinde Yürürlüğe Giren Değişiklikler

İş yeri kiralarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu kapsamında 01.07.2020 tarihinden sonra yürürlüğe girecek değişiklikler var. 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) kiraya ilişkin bazı maddelerinin, kiracının Türk Ticaret Kanun’u (“TTK”) uyarınca tacir veya özel hukuk/kamu hukuku tüzel kişileri olduğu iş yeri kira sözleşmeleri bakımından ertelenmesine karar verilerek, 12.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6353 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 53. maddesi ile; TBK’nın 323., 325., 331., 340., 342., 343., 344., 346. ve 354. maddelerinin, kiracının Türk Ticaret Kanun’u uyarınca tacir veya özel hukuk/kamu hukuku tüzel kişileri olduğu iş yeri kira sözleşmeleri bakımından sekiz yıl süre ile (01.07.2020 tarihine kadar) uygulanması ertelenmiştir.

Kiraya verenin sıfatı erteleme bakımından önemli olmamakla birlikte, kiracının tacirlik sıfatı ise TTK’ya göre belirlenecek olup

‘Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişiler’ (TTK m. 12/I) ile tüzel kişilerden ticaret şirketleri (anonim, limited, kollektif ve komandit şirketler) ve ‘amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernek ve vakıflar’ (TTK m. 16/I) tacir sayılırlar. Yine ‘kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar’ (TTK m. 16/I) da tacir sayılmakta olup, ertelemeye tabi iken; esnaflar tacir olmadığından ertelemeye tabi olmayacaktır.

Düzenleme metninden açıkça anlaşıldığı üzere ertelemeden bahsedebilmek için kiralananın iş yeri olması gerekmektedir. Doktrinde iş yeri; kişinin ticari, sınai, ekonomik ve mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yer olarak tanımlanmaktadır.¹ İş yerinin çatılı veya çatısız olması erteleme bakımından bir fark yaratmamaktadır.

ERTELENEN HÜKÜMLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

I. TBK m. 323 ‘Kira ilişkisinin devri’

“Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz. Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur. İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.”

İşbu madde gereği, kiracı kiraya verenin ancak yazılı rızasıyla kira ilişkisini başkasına devredebilecek ve işyeri kiralarında kiraya veren haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamayacaktır. Maddenin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (“BK”) karşılığı bulunmamaktadır. Bu durumda sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça , 01.07.2020 tarihinden itibaren kira ilişkisinin devri için yazılı rıza şartı aranacak ve kiraya veren haklı bir sebep göstermeksizin kira sözleşmesinin devrine onay vermekten kaçınamayacaktır.

Doktrindeki ağırlıklı görüşe göre kira sözleşmesinin devri, bir sona erme hali olduğundan,2 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesinin (“TBK Yürürlük Kanunu”) “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” şeklindeki hükmü kapsamında TBK m. 323’ün 01.07.2020 tarihinden itibaren derhal uygulanması gerekmektedir. Böylece erteleme döneminde akdedilen sözleşmeler bakımından da kiraya veren haklı bir sebep olmadıkça iş yeri kirasının devrine rıza göstermekten kaçınamayacaktır.

II. TBK m. 325 ‘Kiralananın sözleşmenin bitiminden önce geri verilmesi’

“Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer. Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.”

Her ne kadar kiralananın sözleşmenin bitiminden önce kiraya verene geri verilmesi hususunda BK’da bir düzenleme yer almamaktaysa da, kanun değişikliğinden önceki yerleşik Yargıtay içtihatları gereği erken tahliye halinde, kiracı kiralananın aynı şartlarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre ile sınırlı olmak üzere tazminat ödemekteydi. TBK m. 325, Yargıtay içtihatlarından farklı olarak ‘benzer koşullar’ı yeterli görmüş, kiracının, erken tahliye halinde, kiralananın benzer koşullarda yeniden kiraya verilebileceği makul süre kadar tazminat ödemesini düzenlemiştir. Maddenin yürürlüğünün ertelenmesinin asıl anlam ifade ettiği nokta ise hükmün 1. fıkrasının son cümlesinde düzenlenen, makul sürenin dolmasından evvel “kiracının kiraya verenin kabul etmesi beklenebilecek ödeme gücüne sahip yeni bir kiracı bulması” halidir. Bu düzenleme ile 01.07.2020 tarihinden itibaren, kiracının erken tahliyesi halinde, kiralananın benzer koşullarda tekrar kiraya verilebileceği makul sürenin dolmasından evvel, kiracının başka bir kiracı bularak tazminat yükümlülüğünden kurtulabilmesi için “kiraya verenin kabul etmesi beklenebilecek ödeme gücüne sahip yeni bir kiracı” bulması gerekecek, aksi halde sorumlulukları devam edecektir.

TBK m. 325 hükmü kira sözleşmesinin sona erme halini düzenlediğinden³ TBK Yürürlük Kanunu gereğince, 01.07.2020 tarihinden itibaren iş yeri kiracıları bakımından derhal uygulanacaktır.

III. TBK m. 331 ‘Olağanüstü fesih, Önemli sebepler’

“Taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir. Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.”

Bu maddenin karşılığı BK m. 264’ün “Muayyen bir müddetle aktedilen gayrimenkul icarında, mucip akdin icrasını tahammül edilmez bir hale getiren sebepler hudusünde; iki taraftan her biri, diğerine tam bir tazminat vermek ve kanuni mehillere riayet etmek şartiyle ve icar müddetinin hitamından evvel feshi ihbar edebilir. İcar bir sene veya daha uzun bir müddet için akdedilmiş ise, mucir veya müstecire verilecek tazminat altı aylık bedeli icardan az olamaz. Müstecir kendisine tazminat verilmedikçe mecuru terke icbar olunamaz.” şeklindeki hükmüyle düzenlenmiştir. BK uyarınca sözleşmeyi fesheden taraf tam tazminat ödemekle yükümlüyken TBK ile hakim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlayacaktır. BK’ya göre hakimin olağanüstü fesih halinde hükmedeceği tazminat altı aylık kira bedelinden az olamayacakken, BK’nın son cümlesine göre, erteleme süresi boyunca kiracı, kendisine tazminat ödenmedikçe kiralananı terke de zorlanamayacaktır.

TBK m. 331 sözleşmenin sona erme halini düzenlediğinden, TBK Yürürlük Kanunu uyarınca ertelenme süresinde ve öncesinde akdedilen kira ilişkilerinin 01.07.2020 tarihinden sonra olağanüstü sebeple feshinde de uygulama alanı bulacaktır. Dolayısıyla 01.07.2020 tarihinden itibaren kira sözleşmesini ister kiracı ister kiraya veren feshetsin, tam tazminat ödemekle yükümlü olmayacak, hakimin belirleyeceği tazminatı ödeyecektir, ki hal ve şartlara göre bu tazminat altı aylık kira bedelinden az da olabilir.

IV. TBK m. 340 ‘Bağlantılı sözleşme’

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.”

Bu hükmün karşılığı ne BK’da ne de 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun’da (“GKHK”) yer almaktadır. Haliyle sözleşme serbestisi kapsamında, erteleme süresi boyunca erteleme koşullarını taşıyan sözleşmelerle bağlantılı sözleşmeler yapılabileceği kabul edilmektedir.4

TBK Yürürlük Kanunu’nun 1. maddesinin ilk cümlesi göz önünde bulundurulduğunda, doktrindeki ağırlıklı görüş TBK m. 340 bakımından geçmişe etkili olmama kuralının geçerli olması gerektiği yönündedir. Erteleme süresi içinde bağlantılı sözleşme yasaklanmadığına göre, bu dönemde yapılmış sözleşmeler 01.07.2020 tarihinden sonra da geçerliliğini sürdürecektir.5 Ancak 01.07.2020 tarihinden sonra imzalanan konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde bağlantılı sözleşme yapma yasağı söz konusu olacak, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine sebep olan bağlantılı sözleşme geçersiz sayılacak, kira sözleşmesi ise ayakta tutulacaktır.

V. TBK m. 342 ‘Kiracının güvence vermesi’

“Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflas yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmemişse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.”

BK ve GKHK’da bir sınırlama ve zorunluluk bulunmamakta iken, bu madde ile güvence bedeli miktar olarak üç aylık kira bedeli ile sınırlanmış, bunların para veya kıymetli evrak olması halinde bankaya yatırılması zorunlu hale getirilmiştir. Bu durumda kiracı, parayı kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere vadeli bir tasarruf hesabına yatıracak, güvence kıymetli evrak ise bir bankaya depo edecektir.

TBK m. 342 bakımından geçmişe etkili olmama kuralı geçerli olacağından, erteleme dönemindeki depozito anlaşmaları, geçerli olarak kurulmuş olmak kaydıyla 01.07.2020 tarihinden itibaren de geçerliliğini sürdürecek, kiracı, depozitonun miktar yönünden TBK m. 342’ye aykırı olduğunu veya bankaya yatırılması gerektiğini ileri süremeyecektir.

VI. TBK m. 343 ‘Kira bedeli, Genel olarak’

“Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.”

01.07.2020 tarihinden itibaren, iş yeri kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında kiracı aleyhine herhangi bir değişiklik yapılamayacağı ve aksi yönde taraflar arasında sözleşme yapılamayacağı emredici şekilde düzenlenmiştir.

VII. TBK m. 344 ‘Belirlenmesi’

“Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hakim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hakim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir. Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.”

Kira bedelinin belirlenmesine ve sınırlamalarına ilişkin düzenleme GKHK’nın 2. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak ilgili hükümler Anayasa Mahkemesi’nce mülkiyet hakkının özüne dokunan bir sınırlama olarak görülerek iptal edilmiştir. İptal ile birlikte GKHK ve BK’da emredici nitelikte düzenleme mevcut olmadığından uyuşmazlıklar Yargıtay içtihatları ile çözümlenmektedir.

Yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, TBK m. 344 ile bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerli olmaktadır. Aynı zamanda bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanacaktır. Oysa GKHK dönemindeki Yargıtay uygulamasına göre, taraflar sözleşme süresi içindeki kira artışlarını serbestçe belirleyebilecek, kira sözleşmesindeki artış oranı, sadece yenilenen ilk kira dönemi için tarafları bağlayacak, bundan sonraki uzama dönemlerindeki artış ise ÜFE’yle (son dönemden önceki kararlarında TÜFE) sınırlı olacaktır. Ancak, 18.01.2019 tarihli ve 30659 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7161 sayılı Vergi Kanunlar ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 59. maddesi ile, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesine eklenen “Bu fıkrayı ihdas eden Kanunla değiştirilen 6098 sayılı Kanunun 344 üncü maddesindeki tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hüküm, birinci fıkra kapsamında olan kira sözleşmeleri ile akdedilmiş diğer kira sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanır.” şeklindeki ikinci fıkra erteleme kapsamındaki kira sözleşmelerinin yenilenmesinde TÜFE’nin uygulanacağına işaret etmektedir.

TBK m. 344 ise kamu düzenine ilişkin olduğundan6 erteleme döneminde akdedilen kira sözleşmelerine 01.07.2020 tarihinden itibaren TBK m. 344 hükümleri derhal uygulanmaya başlayacaktır. Böylece 01.07.2020 tarihinden itibaren sözleşmede aksi öngörülmüş olsa bile, artış oranı TÜFE’yi geçemeyecektir.

VIII. TBK m. 346 ‘Kiracı aleyhine düzenleme yasağı’

“Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.”

Bu madde ile kiraya verenin kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirmesinin önüne geçilmiştir. Hükmün ilk cümlesi GKHK m. 16’nın “Hava parası olarak veyahut her ne nam ve suretle olursa olsun bu kanuna göre taayyün eden kira bedelinden fazla para alanlar, bunlar namına hareket edenler veya bunlara tavassut edenlere 15 inci madde hükmüne aykırı hareket edenler hakkında altı aydan bir seneye kadar hapis ve üç yıllık kira bedeli tutarınca ağır para cezası hükmolunur. Mükerrirler hakkında bu cezalar bir misli artırılır.” ile bağlantılı olduğu söylenebilirse de, kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz sayılmasına ilişkin bölümün BK ve GKHK’da karşılığı bulunmamaktadır.

Bu kapsamda, 01.07.2020 tarihinden itibaren kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyecek tacir veya tüzel kişi olan iş yeri kiraları bakımından kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeye konulan muacceliyet kayıtları ve cezai şartlar 01.07.2020 tarihine kadar geçerli olacak ve 01.07.2020 tarihinden itibaren, kiracı aleyhine öngörülen kira bedeli ve yan giderler dışındaki diğer ödeme yükümlülükleri ortadan kalkarak, muacceliyet kayıtları ve cezai şartlar da kendiliğinden geçersiz olacaktır.7

VIV. TBK m. 354 ‘Dava sebeplerinin sınırlılığı’

“Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez.”

Bu hüküm ile tahliye sebepleri sınırlı sayı ilkesine tabi tutulmuş, kanunda düzenlenmeyen hallerin tahliye sebebi olarak düzenlenmesi veya kabul edilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır.

Av. Güneş Deniz Sürmen – Av. İlayda Döğen
Sürmen | Arıkan Hukuk Bürosu


1 Zevkliler, Aydın/Gökyayla, Emre: Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2014, s. 202; Yavuz, Cevdet/Acar, Faruk/Özen, Burak: Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 12. Bası, İstanbul 2013, s. 289-290; Gümüş Kira, s. 24; Aydoğdu, Murat/Kahveci, Nalan: Türk Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s. 596.

2 Gümüş, Kira, s. 10; Acar, s. 18-19.

3 Gümüş, Kira, s. 9; İnceoğlu, II, s. 562; Petek, s. 169.

4 Gümüş, Kira, s. 19; Acar, s. 31; İnceoğlu/Baş, Bağlantılı Sözleşme, s. 180.

5 İnceoğlu, II, s. 563.

6 İnceoğlu, II, s. 566; Gökyayla, Kira Bedeli, s. 27; Öncü, s. 313. Acar ise, hükmün kural olarak kamu düzeninden olduğunu belirtmekle birlikte iş yeri kiraları bakımından da farklı bir değerlendirme yapılamayacağını, ancak geçiş hukuku perspektifiyle bu düzenlemelerin kamu düzeninden sayılmaması gerektiğini ifade etmektedir (s. 22-23).

7 İnceoğlu, II, s. 565. Yazar, 1.7.2012 tarihinden önce gerçeklemiş ve kira bedellerinin muaccel hale gelmiş olması durumunda ortada tamamlanmış bir olgu olduğunu ve TBK m. 346’daki yasakların uygulanmaması gerektiğini ifade etmektedir. Yargıtay ise 6101 sayılı Yürürlük Kanununda (m. 7) “kamu düzenine ilişkin kurallar görülmekte olan davalara ilişkin uygulanır” ifadesinden yola çıkarak, 818 sayılı BK ve 6570 sayılı GKHK döneminde gerçekleşip tamamlanmış muacceliyet kayıtları veya cezai şartların da geçersiz olduğu sonucuna varmaktadır (İnceoğlu, II, s. 565-566).

Yazar Hakkında

Sürmen | Arıkan Hukuk Bürosu

Sürmen | Arıkan Hukuk Bürosu info@surmen-arikan.com

Kiragetiren.com'da yer alan tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Kiragetiren.com hiç bir şekilde sorumlu değildir. Sorularınız için ilan sahibi ile irtibata geçebilirsiniz.