Dünya’da ve Türkiye’de Kentsel Dönüşüm

Ana Sayfa » Blog » Dünya’da ve Türkiye’de Kentsel Dönüşüm

Kentsel dönüşüm projeleri yaşadığımız kentlerin rehabilite edilmesi açısından yerel yönetimler tarafından, kentin sanayi bölgesi, kentsel sit alanları gibi bugün atıl, girilmez durumda olan bölgelerinin yeni bir kimlik kazanması kent içindeki eksik fonksiyonların burada tamamlanması için önerilmektedir. Kentlerdeki endüstri alanların büyük ölçüde işlevlerini kaybetmeleri, yaşlanan nüfus, genç nüfusun farklı merkezlerde ve daha farklı standartlara sahip olarak yaşamak istemeleri sonucunda ve orta ve küçük ölçekli kentlerde veya büyük metropollerin kenar mahalleleriyle işlevlerini yitiren endüstriyel alanları barındıran mahallelerinde farklı bölgelere verilen şiddetli göçler ve giderek kullanıcı sayılarının azalmasıyla ortaya çıkan ‘daralan kentler (shrinking cities)’ sendromu olarak adlandırılabilecek problemler de değişen kentsel kullanımlar doğrultusunda bu problemlerin ortaya çıktıkları alanlarda dönüşüm çalışmalarını yapmayı zorunlu kılmıştır.

Dünyada Kentsel Dönüşüm

Dünyada kentsel dönüşüm süreci iki farklı temele dayanmaktadır; birincisi 1851’de İngiltere’de çıkmış olan konut kanunu ikincisi ise 1851-1873 arasında Fransa’da Haussmann’ın kamu desteğiyle yapmış olduğu büyük operasyonlardır. Haussmann on beş yıl içinde kentin tüm alt yapısını yenilemiş, yeni bir yaşam biçimi oluşturmuştur.

Yeryüzünde kentler farklı nedenlerle çöküntüye uğramıştır. Sanayileşmenin beraberinde getirdiği hızlı değişim çöküntüye sebep olduğu gibi 1. ve 2. Dünya savaşları da kentlerin çöküntüye uğramasının önemli sebebi olmuştur. Savaşlarla yıkılan şehirlerin inşası için çeşitli arayışlarına girilmiştir. Çözüm olarak ise kentsel dönüşüm kavramı bulunmuştur. Kentsel dönüşüm, batılı ülke kentlerinde çöküntü alanlarının yeniden canlandırılmasına yönelik çalışmalar yapılmasıyla başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşın yıkıcı etkilerini ortadan kaldırmak için planlamalara başlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminin ardından da Almanya Fransa, Belçika, Hollanda tahribat görmüş şehirlerini yeniden oluşturma yoluna gitmiştir. Yeniden inşa sürecinde kültürel ve tarihsel değerleri koruma ön plana alınmıştır.

1950’lerde kentsel dönüşüm uygulamaları, savaştan zarar gören mekanların yıkılarak yeniden inşa edilmesi şeklinde olmuş ve kentsel dönüşüm süreci devlet eliyle ve devlet kaynaklarıyla yürütülmüştür. 1960’tan sonra bölgesel kentsel dönüşüm yapılmaya başlanmış ve kentin kültürel ve tarihi süreçlerini göz önüne alarak dönüşümde bulunma anlayışı hakim olmuştur. 1970’lerin sonuna doğru kentsel dönüşümde yerel halkın katılımcı olduğu politikalar benimsenmeye başlamış, 1990’lardan sonra ise kentsel dönüşümün sosyal boyutu ön plana çıkmıştır.

Batı’da birçok örneğini gördüğümüz başarılı kentsel dönüşümler, stratejik planlama yapılarak, işbirlikçi ve katılımlı planlama ve müzakereci yöntemlerle, yerel bağlamı dikkate alarak, çok aktörlü ve çok sektörlü koalisyonlarla, uygun kurumsal örgütlenmelerle, kolektif çabalarla gerçekleştirilmiştir. 20. Yüzyıldan itibaren gerçekleştirilen bu projelerde, mekan anlayışı ekonomik determinist bir tavırdan, mekanın kendine ait özelliklerinin de dikkate alındığı bir anlayışa dönüşmeye başlamıştır. Mekanda yerellik, mekanda gerçekleşen sosyal ilişkiler ve kültürel değerler ön plana çıkarılmıştır. 1992 Rio Dünya Zirvesi ile birlikte kentlerin çevre üzerindeki olumsuz etkileri ele alınmaya başlanmış, çöküntü bölgelerindeki yenileme ve dönüşüm faaliyetleri, kentsel bir politikaya dönüştürülmüştür.

Türkiye’de Kentsel Dönüşüm

Türkiye’de kentsel dönüşüm kavramı son yıllarda gündeme gelmiş ve yasalaşmış bir konu. Dünyada birçok ülke kentin yenilenmeye ihtiyaç duyan bölgelerini yenilemek için kanunlar çıkarmış dönüşümü belli maddelere ve şartlara bağlı kılmıştır. Türkiye’de ise 2000’li yıllarda katılımcı bir dönüşüm politikası benimsemeden yerel yönetim karar mekanizmalı dönüşüm projeleri ile başlayan kentsel dönüşüm, 2012 yılında kentsel dönüşüm kavramının yasal mevzuatta tanımı yapılmış, uygulamaya yönelik yol haritası çizilmeye başlandı.

Kentsel dönüşüm Türkiye’deki emlak piyasasını ve fiyatları pek çok yönden etkiledi. Örnek olarak İstanbul Kadıköy’deki emlak fiyatlarına baktığımızda kentsel dönüşümün devreye girmesi ile birlikte yeni konut fiyatlarının bariz şekilde etkilendiğini görüyoruz.

Kadıköy’deki satılık daire fiyatları 2009-2011 yılları arasında İstanbul’daki fiyatlar ile paralel giderken, 2011 – 2015 yılları arasında fiyatlar İstanbul ortalamasının çok üstünde artış gösterdi..

Yerel yönetimler ve özel sektör tarafından, 1980’li döneme kadar ülkemizdeki planlama sorunları, şehre yeni göç edenlerin kurduğu yoksul mahaller üzerinde düşünülmekte iken, bu düşünce 1980 sonrasında şehir merkezlerindeki rantlardan sağlanan kazancın büyümesi ile değişmiştir. Merkezi iş alanlarının şehirde yer değiştirmesi, yeni sektörlerin şehirlerde yer edinmeye başlaması ile kentsel dönüşüm projeleri artmaya başlamıştır.

Türkiye’de yakın tarihte kentsel dönüşümün yasal mevzuatına bakılacak olursa, 12.03.2004 tarih ve 25400 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu ile ilk defa kentsel dönüşüm uygulamalarına dönük bir yasal zemin oluşturulduğu görülmektedir. Ardından daha çok eski kent dokusunun yenileme çalışmaları ile ilgili olarak 5336 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. “Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu” nun amacı “Kuzey Ankara girişi ve çevresini kapsayan alanlarda kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi” olarak tanımlanmıştır.

 

Bu kanunda ilgili idare Toplu Konut İdaresi ve ilgili Bakanlık olarak da Toplu Konut İdaresi’nin bağlı olduğu bakanlık belirlenmiştir. Bu kanun özel bir proje alanı için çıkarılmış olması ve Türkiye’de kentsel dönüşümün mevzuat çalışmalarının başlangıcı olması nedeniyle önemlidir. Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm Projesi’nin 1. Etabı 2012 yılında tamamlanmış ve hak sahiplerinin bina kura çekilişleri 2012 yılının Ocak ayında yapılmıştır. Kentin hızlı değişim dinamiği içinde, kent içindeki tarihi yerleşimlerin varlığını sürdürmesi zorlaşmaktadır. Kent merkezlerinin rant değeri artmakta ve daha çok kent merkezlerinde kalan bu yerleşimler mevcut kentsel yapıyı zorlamaktadır.

5.7.2005 tarih ve 25866 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan 5366 sayılı Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun Türkiye’de tarihi kentsel yerleşimlerin yenilenmesi ile ilgili olarak ilk yasal düzenlemeyi içermektedir. Bu Kanun’un amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, doğal afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması olarak 1. Maddesinde tanımlanmıştır. Bu kanunda, “Yenileme alanları olarak belirlenen bölgelerde il özel idaresi ve belediye tarafından hazırlanan veya hazırlatılan yenileme projeleri ve uygulamaları ilgili il özel idareleri ve belediyeler eliyle yapılır veya kamu kurum ve kuruluşları veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılarak uygulanır, Toplu Konut İdaresi ile ortak uygulama yapılabileceği gibi, Toplu Konut İdaresine de uygulama yaptırılabilir” denmektedir. Neslişah Sultan ve Hatice Sultan (Sulukule ) Mahalleleri Kentsel Dönüşüm Projesi  “Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” yürürlüğe girdikten sonra, 2006 yılında çalışmalarına başlanmıştır. Yasanın uygulamaya yönelik ilk çalışmalarından biri olarak gündeme gelmiştir.

 

Neslişah Sultan ve Hatice Sultan (Sulukule) Mahalleleri Kentsel Dönüşüm Projesinin toplam proje alanı 93.126,14 m2’dir. Proje alanında 12 ada ve 354 parsel yer almakta ve 10 sokak ve 3 caddeyi kapsamaktadır. Uygulama yapılacak alan içinde 22 tescilli eser yer almaktadır. Tescilli eserlerin 17’ si sivil mimarlık örneği, 5’i anıt eserdir. Neslişah Sultan ve Hatice Sultan (Sulukule ) Mahalleleri Kentsel Dönüşüm Projesi kamuoyunda büyük tartışmalara neden olmuş, birçok sivil toplum örgütünün ve durumdan etkilenen Sulukule halkının tepkisini çekmiştir. ancak proje birçok ülkede uygulanan uzun süredir uygulanmakta olan tarihi alanlarının dönüşümü konusunda bir ilk olması açısından önemlidir.

Kentsel dönüşüm kavramına Belediye Kanununda da yer verilmiştir. 13/7/2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Belediye Kanunu’nun 73. Maddesinde; “Belediye, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihî ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir” denmektedir. Bu Kanun’a göre, Kentsel Dönüşüm Alanı meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile ilan edilir ve kentsel dönüşüm alanının belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması ve en az ellibin metrekare olması şarttır.

2005 yılından sonra, mevcut yasal mevzuata göre, kentsel yenileme çalışmaları yapılmaya başlanmıştır. Ancak kentsel dönüşümün çok daha kapsamlı ve detaylı tanımın yapıldığı kanun 31.05.2012 tarih ve 28309 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ”dur. Bu kanun” öncelikli olarak afet riski içeren alanların dönüşümünü hedefleyerek çıkartılmıştır. Ancak büyük çapta bir imar faaliyeti olarak görülebilir. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra, Türkiye’de kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazanacağı bir gerçektir. “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”un birinci maddesinde kanunun amacı; “afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek” olarak tarif edilmiştir. Kanunun uygulanmasında; ilgili Bakanlık olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ilgili idare, Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeleri, bu sınırlar dışında il özel idarelerini, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerini ve Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi hâlinde büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe belediyeleri olarak tanımlanmıştır.

Kentsel dönüşümün afet riski taşıyan alanlarla ilişkilendirilmesi nedeniyle, bu alanlara ilişkin yeni tanımlar yapılmıştır. Kanunda “Rezerv Yapı Alanı”, bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanları olarak tanımlanırken, “Riskli Alan”, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmıştır. Riskli yapı ise Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapı olarak tanımlanmıştır.

Rezerv Yapı Alanı ilgili olarak, bu alanın Bakanlıkça resen belirlenebileceği gibi, TOKİ veya İdare, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden Bakanlıktan rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunabilir. Kanuna göre, gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden Bakanlıktan rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunabilir. Gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunulabilmesi için; bu talebin, talebe konu taşınmazların maliklerinin tamamının muvafakati ile yapılması ve bu taşınmazların yüz ölçümlerinin yüzde yirmibeşinin mülkiyetinin, geliri dönüşüm projeleri özel hesabına gelir olarak kaydedilmek üzere, Bakanlığın uygun gördüğü, bağlı veya ilgili kuruluşuna veyahutta İdareye veya TOKİ’ye devrine muvafakat edilmesi gerekir.

Riskli alanın tespiti edilirken alana ilişkin bilgileri içeren hazırlanmış olan dosyaya istinaden ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur. TOKİ ya da ilgili İdare, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden Bakanlıktan riskli alan tespit talebinde bulunabilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme neticesinde, uygun görülen talepler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur. Riskli alan belirlenmesi için bu alanda taşınmaz maliki olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosya ile birlikte Bakanlık veya İdareden riskli alan tespit talebinde bulunabilir. İlgili İdareye yapılacak talepler Bakanlığa iletilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme neticesinde uygun görülen talepler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü alınarak, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur. Riskli alanın tespit edilebilmesi için alan büyüklüğünün asgarî 15.000 m2 olması gerekir. Ancak, Bakanlıkça uygulama bütünlüğü bakımından gerekli görülmesi halinde, parsel veya parsellerin büyüklüğüne bakılmaksızın ve 15.000 m2 şartı aranmaksızın da riskli alan tespiti yapılabilir.

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6. maddesinde Riskli Yapıların Tespitinin için ise Bakanlıkça veya İdarece veyahutta Bakanlıkça lisanslandırılacak kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler; sermayesinin en az yüzde kırkı kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan şirketler; depremden korunma, deprem zararlarının azaltılması ve deprem mühendisliğinin gelişmesine katkıda bulunmak gibi konularda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları; 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna göre Bakanlıktan izin belgesi almış yapı denetimi kuruluşları ve laboratuvar kuruluşları ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri veren ve 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca büro tescilini yaptırmış kurum ve kuruluşlarca yapılabileceği belirtilmiştir. Madde 7 ise, riskli yapıların, 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit edileceği belirtilmektedir.

15.12.2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca, riskli yapılar ile riskli alan ve rezerv yapı alanlarının tespitine, riskli yapıların yıktırılmasına, yapılacak planlamaya, dönüştürmeye tabi tutulacak taşınmazların değerinin tespitine, hak sahibi olacaklarla yapılacak anlaşmaya ve yapılacak yardımlara, yeniden yapılacak yapılara ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki diğer uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlenmiştir. Türkiye’de kentsel dönüşüm çalışmalarının yoğun olarak gerçekleştiği ve dönüşüm projelerin üretildiği kent İstanbul olmuştur. İstanbul’da “dünya kenti” vizyonu altında dönüşüm çalışmaları başlatılmakta ve dönüşüm projeleri neticesinde İstanbul önemli bir ticaret ve iş merkezi haline gelmesi beklenilmektedir.

Türkiye’de Kentsel Dönüşümün Yasal Dayanakları

Kentsel dönüşüm kavramı ülkemizde 1980’lerde kent merkezleri ve gecekondu bölgelerinin değişimi ile gündeme gelmeye başlamış olup, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında çıkarılan kanunla kentsel dönüşüm alanında geniş kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Kentsel dönüşüm sürecinde yasal düzenlemeler önemli bir yer tutmaktadır. Bu yasal düzenlemeler de zamanının şartlarına ve ihtiyaçlarına göre değişikliğe uğrayabilmektedir.

Şişman ve Kibaroğlu 1984 yılındaki imar kanundaki değişikliklerin yeni bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olduğunu belirterek şunları söylemektedir:

1984 yılında, 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun”, gecekondu dönüşüm sürecinde önemli rol oynamıştır. Söz konusu kanun ile gecekondu alanları için ıslah imar planları yapma imkânı doğsa da, sonuçta gerçekleştirilen kentsel dönüşümler, fiziksel dönüşümün ötesine geçememiştir. 1980’lerin sonunda, ıslah imar planlarının yanı sıra kentsel dönüşüm projeleri de belediyelerin gündeminde yer almaya başlamış Dikmen Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi, gecekondu bölgeleri için hazırlanan ilk kentsel dönüşüm projesi örneği olmuştur.

Türkiye’de yaşanan kentsel dönüşüm sürecinde aşağıda belirtilen yasalar dayanak olarak gösterilerek uygulamalarda bulunulmuştur:

  • 3194 sayılı İmar Kanunu, 2981 sayılı İmar Affı Kanunu,
  • 5104 sayılı, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi kanunu,
  • 5366 sayılı, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması kanunu,
  • 2005 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. Maddesi.
  • 5393 sayılı Belediye Yasası’nın 73. maddesinde de yerini almış olan kentsel dönüşüm kavramı,
  • 2004, 2005 ve 2006 yıllarında özel yasal düzenlemelere konu olmuştur.

Kentsel dönüşümde belediyelere ve il özel idarelerine yetki verilmisi, 2005 yılında çıkarılan “Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun” ile olmuştur. Çıkarılan bu kanun ile tarihi yerlerde restorasyon yapmak, tarihi özelliği olmayan yerlerde ise yıkım yaparak yeni ve modern alanların geliştirilmesi amaçlanmıştır. 2005 yılındaki bu yasal düzenlemenin ardından “Nisan 2006’da 5481 sayılı yasa yürürlüğe konulmuştur. Arada ise “Yıpranan Tarihsel ve Kültürel Varlıkların Yeniden Korunması ve Yaşatılarak Kullanılmasına (kullanılarak yaşatılması) ilişkin 5366 sayılı yasa” parlamento’dan geçmiştir”.

Kentsel dönüşüm ile ilgili yapılan son yasal düzenleme, olası afetlerde hasarı en aza indirmek amacıyla 2011 yılında kabul edilen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki alanların düzenlenmesi hakkındaki kanun tasarısı olmuştur.

Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi

Kartal İstanbul’da Anadolu yakasında sanayi merkezi olarak bilinen bir ilçedir. Bazı fabrikalarının kapanması ile kentsel rantın arttığı bir bölge olmuştur. Hizmet sektörlerinin Anadolu ve Avrupa yakalarına eşit dağıtılabilmesi açısından Kartal’daki büyük sanayi alanları dönüşüm projesi ile merkezi iş alanları olarak planlanması düşünülmüştür. Kartal Anadolu’ya bağlanan bir doğu girişi olması ve kıyı alanları ile kruvaziyer turizme elverişli önemli ve stratejik bir bölgededir.

Kartal 1947 yılında sanayi alanı olarak ilan edilmiş ve İstanbul’un en hızlı büyüyen ilçelerinden biri olmuştur. 1975 yılında Haydarpaşa-Gebze banliyö tren hattının açılması bu gelişmeye ivme kazanmıştır. Kartal’da 2005 yılı itibariyle 400 adet orta ve büyük ölçekli fabrika, 1300 atölye, 1200’ün üzerinde esnaf ve ofis bulunmaktadır. Günümüzde ise bölgenin sanayi ağırlığı azalmaktadır ve yerini üçüncül sektör olan hizmetler sektörüne bırakmaktadır. Bölgede yer alan eski çimento fabrikası yıkılmış, taş ocağı da kapatılmıştır. Kartal Kentsel Dönüşüm Alanı içerisine alınan alanda yer alan çoğu işletme hafif sanayi, depolama ve lojistik sektörlerinde hizmet vermektedir.

İstanbul İmar Planında Kartal’ın Önemi

İstanbul’un önemli bir sanayi yerleşimi olan Kartal girdiği dönüşüm sürecinde ulaşım olanakları ile birlikte yeni bir merkezi iş alanı olarak düşünülmekte ve Anadolu yakasında Avrupa yakasında bulunan iş merkezlerinin alternatifini taşıyacak bir merkez oluşturulması hedeflenmektir. İstanbul’un yükünün çevre illerle paylaşılmasını öngören 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’nda da Kartal ilçesi şehrin doğu girişinde yer alan 1. derece merkez olarak öngörülmüştür.15.06.2009 tarihinde Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren 1/100.000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni Plan plan döneminde Anadolu yakasında %68 olan hizmet sektörü payının %75’e çıkarılması hedeflenmektedir. Kartal bölgesindeki sanayi alanının 1. derece merkeze dönüştürülmesi planlanmaktadır.

Kartal ilçesi, bölgenin Sabiha Gökçen Havaalanı’na yakınlığı, dönüşüm sürecindeki sanayi alanları; bu bölgeyi destekleyen ulaşım projelerinin varlığı, Avrupa Yakası ile denizyoluyla bağlantı kurma olanağı, Gebze sanayi bölgesine yakınlığı nedeniyle iş merkezlerinin yerleşimi için avantajlı konuma sahiptir. Bu potansiyelleri ile Kartal Merkezinin üst düzey hizmet odaklı bir merkez olarak gelişmesi öngörülmektedir. 1/100.000 ölçekli İstanbul ÇDP’nında Kartal’ın İstanbul’daki stratejik konumu tariflenmiştir. Tartışmalara neden olan bu planda, kentteki merkezlerin sayısı artmıştır. Zaha Hadid’in Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi ile 2006 yılında oldukça gündemde olan Kartal’ın 1/100.000 Ölçekli İstanbul ÇDP’nında birinci derece merkez olarak gösterilmesi şaşırtıcı olmamıştır.

Kartal’da Zaha Hadid Projesi

İstanbul bir metropol ve gelişimi planlanamamış bir büyüklük olarak, kangren bölgelerini kentin gereksinmelerine uygun olarak yeniden planlanması sürecine girmiştir. Bu süreçte uluslararası kentsel dönüşüm yarışmaları açılmıştır. Bu projelerden en çok ilgi çekenlerden biri de Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi olmuştur. Kartal’da Kentsel Dönüşüm projesinin hazırlanması için davetli bir yarışma düzenlenmiş ve Lleweyln Davies Yeang Architects, , MVRDV, Zaha Hadid Architects, Fuksas Architects, Kisho Kurokawa Architect & Associates gibi önemli mimarlık ofisleri proje üretmişlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2006 yılının Mart ve Nisan aylarında açtığı “Uluslararası Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi” yarışmasını Zaha Hadid Architects kazanmıştır.

Zaha Hadid, Kartal Dönüşüm projesinde kendisi gibi tanınmış mimarlar ile birlikte davetli yarışmacı olarak yarışmaya katılmış ve diğer projelere kıyasla farklı bir kentsel tasarım dilinin olması, iddialı ve dikkat çekici bir kent modeli ürettiği için Zaha Hadid Architect’in projesi bulunmuştur. Proje açıklamasında, Kartal ve Pendik için geometrik şekillerde oluşan yeni bir mimari ağ ortaya konulduğu, böylece 2 yaka birbirine bağlanacağı belirtilmiş, Karayolu ve demiryolu bağlantıları ile konut alanlarını birbirine bağlayan yeni bir metropol oluşturulması öngörülmüştür. Zaha Hadid’in önerisinde, yeni bir kimlik oluşturarak bunun var olan alana gömülmesi amaçlanmaktadır. Hadid’in projesinde Projede 2 bin 500 metrekareden 25 bin metrekare büyüklüğe kadar parseller ayrıca iş ve konut kuleleri yer alması planlamıştır. Karşılıklı büyük kuleler yapılacak ve kenarlarda boş alanlar bırakılarak parklar yapılacaktır. Küçük binalardan büyük binalara doğru giden bir yapılanma olması ve geometrik şekillerden oluşan değişik mimari parçalar birbiriyle birleşmesi öngörülmüştür. Hadid’in tasarımında, ağırlıklı olarak iş kuleleri, az miktarda da konutların olduğu ve kültürel alan, opera evi, park, oteller, restoranlar, yat limanı ve marina yer almaktadır.

Zaha Hadid Architects (ZHA) adına projeyi anlatan mimar Saffet Bekiroğlu, yumuşak ızgara biçimi (soft grid) olarak isimlendirdikleri teknik sayesinde, mevcut birimlerin birbirine bağlanmasını mümkün kıldıklarını belirtmiş ve Hadid’in tasarımının yükseklikler arasındaki ilişkiyi kurgularken, Türkiye’nin zengin hat sanatı mirasından da esinlendiğini belirtmiştir. Hadid’in projesinin birinci seçilmesi ile ilgili jüri değerlendirmesinde; projenin organize fikirleriyle biçimsel sunumu arasındaki güçlü ve özgün ilişki, projenin önerdiği ‘düzenleyici ağ’ın esnekliği ve gevşek bir ızgara sisteminin, proje alanını çevredeki yapılaşmayla ve şartlarla bağlayacak şekilde başarıyla uygulanması, kullanımların ve yoğunlukların, kentsel ve mantıksal olarak alan üzerine başarılı olarak dağıtılması, uyum sağlayabilecek, düzenleyici bir çerçevenin, projenin gelecekteki gelişimi için bir donanım yaratacağı fikri önemli bulunmuştur. Ayrıca projenin, etaplama ve parselizasyonu kolaylaştırma potansiyeli, bu projenin geleneksel planlama elemanlarıyla ilişkisinin pratikliğinin vurgulanması: blok yapılaşma, değişik büyüklüklerde ve şekillerdeki parseller, yoğunluk düzenlemeleri ve mantıklı ama zorlayıcı olmayan kullanım dağılımları Hadid’in projesinin seçilmesinde etkili olmuştur. Proje hakkındaki jüri değerledirme raporunda dikkatli bir seviyedeki soyutlama anlayışı ve değerlendirme kurulunun, bu soyutlamanın gelecekteki münazaralar için uygun koşullar sağlayacağı fikrinde olması da yer almaktadır.

Hadid’in projesi kamuoyunda ilgi ve merak uyandırmış, tüm dünyanın ortak beğenisine sunulmuştur. Yerel yönetimlerin tanıtım ve reklam kaygılarını karşılayan bu proje kent mekânına ilişkin detaylı bir öngörüde bulunmazken genel hatlarıyla projede yer alacak temel kentsel fonksiyonları belirtmiştir. Yarışmaya katılan diğer mimarların görsel sunumları ile Hadid’in projesinin sunumu da oldukça farklıdır. Diğer mimarlar projenin açıklanması ve zonların belirlenmesine önem vermiş ve grafik anlatımlar ile farklı işlevleri tanımlamışlardır. Oysa Hadid’in tasarımında kentsel doku çalışması ile proje alanı farklılaşmış ve farklı yükseklikler ile mekânsal tanımlamalar yapılmıştır. Kent dokusuna yabancı ve esnek olan bu form alana dair derin bir soruşturma sürecine girmeden yeni bir kentsel ağ örmektedir. Kisho Kurokawa Architect & Associates ve Fuksas Architects’in önerdiği projelerin verileri ve tasarım arayışları alanı kavramaya yönelik bir akıl yürütmekte ve kent mekânına dair gerçekçi imgeler üretmektedir.

Bilgi Üniversitesi Mimari Tasarım Bölümü tarafından düzenlenen Kartal-Küçükçekmece Projeleri Yarışmaları üzerindeki Tartışma toplantısında Hadid’in projesi belki de en çok üzeride durulan ve tartışılan proje olmuştur. Aydan Balamir’e göre, Hadid’in tasarımında yumuşak grid ile daha farklı, daha söylenmemiş bir yaklaşım sergilenmektedir. Projede uzay yolu çağrışımında formlarından oluşan yapılar ve adalar modellenmiştir. Kartal-Pendik arasını örmeye, dikmeye çalışan bir kurgu hâkimdir. Var olan yolları takip eden, sanki dokuyu tamir etme anlayışı barındırmaktadır. Balamir, diğer projelere kıyasla Kartal ve Pendik’i birleştirme çabasının Zaha Hadid’i öne çıkardığını düşünmektedir.

Kartal Kentsel Dönüşümde Son Durum

Zaha Hadid’in tartışmalara neden olan Kartal Kentsel Dönüşüm Projesi İbrahim Doğan’ın açtığı dava ile 2008 yılında yargıya taşınmıştır. İbrahim Doğan 2004-2009 yılları arasında Kartal Belediyesi Meclis Üyeliği yapmış ve 2009 Yerel Seçimlerde Kartal’dan İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi seçilmiştir. İbrahim Doğan, Kartal Güney 1/5000 ölçekli planlar içinde tren yolunun alt kısmının bulunduğu bölgenin tamamının plansız bölge içine alındığını belirterek demiryolunun altının mezarlığın karşısından başlayarak, Ankara caddesinin de içinde bulunduğu bölgenin Pendik sınırına kadar olan kısmının, tamamen plansız bölge içine alındığını ve bu durumun imara aykırı olduğunu söylemiştir. Plan içinde plansız bölge gösterilemeyeceğini ve bu durumda burada Kartal esnafı ve vatandaşlar mağdur edilmiş olduğunu iddia etmiştir.

İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nde görülen planın iptali ve yürütmenin durdurulması istemli davanın bilirkişi raporu 18 Ocak 2010’da çıkmıştır. Raporda, planın şehircilik ilkeleri açısından eksik ve hatalı olduğu vurgulanarak 1/5000 ölçkeli Nazım İmar Planının uygun bulunmadığı belirtilmiştir. İstanbul İdare Mahkemesi, aynı tarihlerde bölgede mülkü bulunan bir vatandaş tarafından aynı istemle açılan davada, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceği gerekçesi ile 21 Nisan 2010 tarihinde planın yürütmesini durdurma kararı vermiştir. Mahkeme kararından önce 1/5000 ölçekli Kartal Merkez Nazım Planı’nda değişiklik yapılmış ve İbrahim Doğan planın ilk haline açtığı dava sonuçlanmadan değişen plana 21 Mayıs 2010’da ikinci kez dava açmıştır. İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde görülecek yeni davanın dilekçesinde, planların imar kanununa, üst ölçekli planlara, Kartal güney ve kuzey planlarının dokularına aykırı olduğu vurgulanmıştır. Yasal parsel sahiplerinin yapılaşma haklarının gasp edildiği, 500 metrekare altındaki parsellere imar hakkı verilmezken büyük parsellere 2.5-3 emsal verilerek hak ihlali yapıldığı belirtilmiştir.

Bölgenin plansız kalması üzerine Kartal Belediyesi tarafından hazırlanan yeni imar planlarında 550 hektarlık alan bazı kamu arazilerin özelleştirme kapsamına alınması nedeniyle 303 hektara indirildi. 16 Ocak 2015’te İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde görüşülen 1/5000 ölçekli Kartal Nazım İmar Planı, oy birliği ile karara bağlandı.

Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz 12 Haziran 2015 tarihinde Gelişen Bölgeler 2. Zirvesi’nde yeni planların halkın katılımı ile yapıldığını ve  Kartal’daki Kentsel Dönüşüm Mağdurları Derneği’nin bu anlayıştan sonra Kentsel Dönüşüm Platformu’na dönüştüğünü belirtti. 1/50000’lik planların İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilettiklerini belirten Öz, bölgede plan bazında bir sorun kalmadığını, site ve gecekondularla ada bazlı çalışmalar yaptıklarını ekledi:

“Kartal’da 359 site var. Bunun 107 tanesi Uğur Mumcu’da. yani 775 tabi olan bölgede. Diğer 262 haneyi tek tek gözden geçirdik. Bunun da 83 tanesi 2001 deprem yönetmeliğinden sonra yapılan siteler. Bunu da bir kenara koyduk. 169 tane siteyi ele aldık ve bunların nasıl dönüşeceği ile ilgili çalışma yaptık. Kimi siteye hiçbir şey yapmamız gerekmedi. Kimini imarda ufak dokunuşlarla dönüşebilir hale getirdik. Kiminin de hiçbir suretle dönüşümü mümkün değildi. O dönüşümü mümkün olmayan siteleri de 6306 sayılı yasanın desteği ile dönüşür hale getirdik.”

Kartal Belediye Başkanı Op. Dr. Altınok Öz, Kartal’da yapılan kentsel dönüşümü 3 başlık altında özetledi:

“Çalışmamızın ilk bölümü yerinde dönüşüm. 1949 yılında sanayi bölgesi olan ve ondan dolayı gecekondulaşan Kartal’da gecekonduları dönüştürdük ama yerinde dönüşümle vatandaşın aynı bölgede kalmasını sağladık. İkinci çalışma ise 1980’li yıllarda yine dönüşüm adı altında çıkarılan yasalarla toplu konutların ve kontrol edilmeyen toplu konutların depreme uygun olmayan binaların dönüşümünü sağlamak. Yani deprem dönüşümü. Diğer çalışmamızda 1949’da sanayi bölgesi ilan edilen alanın boşalmasıyla oluşan sanayi çöküntü alanın kentsel dönüşümü. Çalışmalar kapsamında şehir plancısı Faruk Göksu ile çalıştıklarını belirten Öz, “Halk nasıl dönüşecek, dönüşümden nasıl etkilenecek, yerel yönetim olarak bizim görevlerimiz nedir dedik. Soru sorduk, karşılığında ‘Sosyal Etki Değerlendirmesi yani ÇED gibi, SED raporu hazırlanması gerektiği konusunda görüş birliğine vardık.”

Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz’ün 2015 Kasım ayında yaptığı açıklamaya göre Büyükşehir Belediyesi’nde 5000’lik imar planı notları yazılmakta. Sonrasında Kartal Belediyesi 1000’lik imar planlarını çıkartıp kentsel dönüşümü başlatacak. İlçe merkezindeki dönüşüm için Barselona modeli örnek alınıyor. Bu alanda kafeler ve restoranlar olması, evlerin sahili kesen değil, yukarı çıkan şekilde olması hedefleniyor. Zaha Hadid’in projesinin çizildiği gibi uygulanma şansının kalmadığını belirten Öz, projenin uygulanamama nedeni olarak mülkiyeti ortaklaştırmasını ve 350 hektarlık sanayi alanları ile sınırlı kalmayıp konutların da bulunduğu 500 hektarlık bir alanı kapsamasını gösteriyor.

Yazar Hakkında

Kiragetiren Editör

Kiragetiren Editör Sitemizdeki bilgiler size yardımcı olmak için derlenmiştir. Bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçla kullanılmasından doğabilecek zararlardan Kiragetiren.com hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir.

Kiragetiren.com'da yer alan tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Kiragetiren.com hiç bir şekilde sorumlu değildir. Sorularınız için ilan sahibi ile irtibata geçebilirsiniz.